Bingöl Basın Konseyi Başkanı Hâkim Bayraktar, 24 Temmuz Basın Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada, yerel basının ekonomik zorluklar ve dijital dönüşümün baskısı altında ayakta kalmaya çalıştığını belirterek, gazeteciliğin emek, doğrulama ve sorumluluk gerektiren bir meslek olduğunu söyledi. Bayraktar, sosyal medyada üretilen her içeriğin gazetecilik olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti.
24 Temmuz Basın Bayramı dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımlayan Bingöl Basın Konseyi Başkanı Hâkim Bayraktar, gazeteciliğin yalnızca teknolojik dönüşümün değil, aynı zamanda ekonomik ve etik sınamaların da merkezinde bulunduğunu ifade etti. Yerel basının bir yandan ağırlaşan ekonomik koşullarla mücadele ettiğini, diğer yandan bilgi kirliliği ve güven erozyonunun oluşturduğu baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Bayraktar, doğru haberciliğin bugün her zamankinden daha fazla değer taşıdığını dile getirdi.
24 Temmuz, Kutlamadan Çok Muhasebe Günüdür
24 Temmuz’un Türk basın tarihinde sansürün kaldırıldığı gün olarak önemli bir anlam taşıdığını belirten Bayraktar, bu tarihin yalnızca kutlama mesajlarının yayımlandığı sembolik bir gün olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Basının içinde bulunduğu şartların, mesleğin karşı karşıya olduğu sorunların ve gazeteciliğin geleceğinin konuşulmasının çok daha önemli olduğunu ifade eden Bayraktar, gazeteciliğin her dönemde olduğu gibi bugün de kamu adına gerçeği araştırma ve sorgulama sorumluluğunu taşıdığını kaydetti.
“Gazetecilik, Bir Tarafın Değil Gerçeğin Yanında Durmaktır”
Son yıllarda en çok tartışılan kavramlardan birinin tarafsızlık olduğunu belirten Bayraktar, tarafsızlık ile bağımsızlığın çoğu zaman birbirine karıştırıldığını söyledi.
Gazetecinin kişisel görüşleri olabileceğini ancak bunların haberin önüne geçmemesi gerektiğini belirten Bayraktar, şunları söyledi:
“Gazetecinin görevi herkesi memnun etmek değildir. Bir kesimi eleştirdiğinizde alkışlanabilir, başka bir kesimi eleştirdiğinizde aynı kişiler tarafından hedef gösterilebilirsiniz. Eğer ölçünüz insanların beklentileri olursa gazetecilik yapamazsınız. Gazetecinin sadakati kişilere değil; gerçeğe, belgeye ve kamu vicdanına olmalıdır.”
“Herkes Paylaşım Yapabilir Ama Herkes Gazeteci Olamaz”
İletişim teknolojilerinin haber üretim biçimini köklü şekilde değiştirdiğini ifade eden Bayraktar, bugün herkesin saniyeler içinde içerik üretebildiğini ancak bunun gazetecilik olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını söyledi.
“Gazetecilik yalnızca bilgi paylaşmak değildir. Araştırmayı, doğrulamayı, farklı kaynakları dinlemeyi ve yayımlanan her bilginin sorumluluğunu üstlenmeyi gerektirir. Bugün bir telefonla canlı yayın yapmak ya da sosyal medyada paylaşım yapmak mümkündür. Ancak gazetecilik; emeği, birikimi ve meslek ahlakını gerektirir. Herkes yayın yapabilir; ama herkes gazeteci olamaz.”
“En Büyük Sorun Bilgiye Ulaşmak Değil, Doğru Bilgiyi Ayırt Edebilmektir”
Bilgiye ulaşmanın hiç olmadığı kadar kolaylaştığını ifade eden Bayraktar, asıl problemin doğru bilgiye ulaşabilmek olduğunu söyledi.
Sosyal medya algoritmalarının insanların çoğu zaman kendi düşüncelerini doğrulayan içeriklerle karşılaşmasına neden olduğunu belirten Bayraktar, bu durumun gazeteciliğin sorumluluğunu daha da artırdığını kaydetti.
“Bugün insanlar çoğu zaman gerçeği değil, inanmak istediklerini arıyor. Oysa gazetecilik, birilerinin öfkesine ya da beklentisine tercüman olmak için değil; doğrulanmış bilgiyi kamuoyuyla buluşturmak için vardır. Haberin değeri aldığı etkileşimle değil, doğruluğuyla ölçülür.”
Bir Haberin Görünmeyen Yüzü: Emek
Yerel basının yaşadığı en büyük sıkıntılardan birinin, verilen emeğin çoğu zaman görünmemesi olduğunu belirten Bayraktar, gazeteciliğin dışarıdan göründüğü kadar kolay bir meslek olmadığını söyledi.
“Vatandaşın birkaç dakikada okuduğu bir haberin arkasında bazen saatler süren araştırmalar, kilometrelerce yol, gece yarısı yapılan takipler ve çoğu zaman hiçbir karşılığı olmayan büyük bir emek bulunuyor. Gazetecilik, sonucu görünen; emeği ise çoğu zaman görünmeyen bir meslektir.”
Gazeteciliğin masa başında değil, çoğu zaman sahanın içinde yapıldığını belirten Bayraktar, özellikle yerel gazetecilerin kısıtlı imkânlara rağmen kamuoyunu doğru bilgilendirmek için büyük bir özveriyle çalıştığını ifade etti.
“Yerel Basın Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor”
Yerel medya kuruluşlarının yalnızca haber üretmeye değil, varlığını sürdürebilmeye de çalıştığını dile getiren Bayraktar, artan maliyetler, daralan reklam gelirleri ve dijital dönüşümün oluşturduğu ekonomik baskının sektörü her geçen gün daha fazla zorladığını söyledi.
“Bir şehir kendi basınına sahip çıkmadığında kaybeden yalnızca gazeteciler olmaz. Çünkü yerel basın; yaşananları kayıt altına alan, sorunları görünür kılan ve kentin hafızasını oluşturan en önemli unsurlardan biridir. Yerel medyanın güçlenmesi, yalnızca gazetecilerin değil; şehrin geleceğini önemseyen herkesin ortak meselesidir.”
“En Büyük Tehlike Ekonomik Değil, Güven Kaybıdır”
Gazeteciliğin en değerli sermayesinin güven olduğunu vurgulayan Bayraktar, ekonomik sorunların zaman içerisinde aşılabileceğini ancak güven duygusunun kaybedilmesinin çok daha ağır sonuçlar doğuracağını söyledi.
“İnsanlar doğru haber ile söylentiyi ayırt edememeye başladığında yalnızca gazetecilik değil, toplum da zarar görür. Çünkü güvenin zayıfladığı yerde dedikodu güçlenir, doğrulanmamış bilgi gerçeğin önüne geçer. Gazeteciliğin en büyük sorumluluğu da tam bu noktada başlıyor.”
“Hakikat Her Zamankinden Daha Kıymetli”
Açıklamasının sonunda tüm basın çalışanlarının 24 Temmuz Basın Bayramı’nı kutlayan Bayraktar, gazeteciliğin özünün değişmediğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:
“Şartlar değişebilir, teknoloji değişebilir, haberin ulaştığı mecralar değişebilir. Ama hakikatin değeri değişmez. Gazetecilik de varlığını, gerçeğin peşinden yürüdüğü sürece sürdürecektir. Kamuoyunun doğru bilgiye ulaşması için gece gündüz emek veren, tüm zorluklara rağmen meslek onurunu koruyan basın emekçilerimizin 24 Temmuz Basın Bayramı’nı kutluyor, aramızdan ayrılan meslektaşlarımızı rahmet ve saygıyla anıyorum.”
